Panik Atak

Panik ataklar aniden ortaya çıkan çok şiddetli kaygı nöbetleridir. Genellikle bir tetikleyici ile başlar. Bu tetikleyiciler kişinin korku duyduğu bir uyaran olabileceği gibi hafif bir çarpıntı, nefes açlığı, uyuşma hissi, sindirim sistemi belirtileri vs. gibi bedensel duyumlar da olabilir. Kişi bedensel duyumlarına odaklanır.

Bu odaklanma duyumları daha belirgin ve şiddetli algılamasına neden olur. Beraberinde bu belirtilerin ciddi bir hastalığın ya da tehlikeli bir durumun işareti olarak düşünülmeye başlanır. Bu kaygıya, korkuya hatta giderek dehşete dönüşebilir. İnsanın kaygısının artması anksiyetenin fizyolojik tepkilerinin ortaya çıkmasının yolunu açar. Bu fizyolojik tepkiler: Kalpte hızlanma, ağız kuruması, nefesin hızlı ve kesik kesik olması, terleme, titreme, ellerde ayaklarda uyuşma, baş dönmesi, bulantı, kendi bedeninden ayrılıyormuş, ona yabancılaşıyormuş hissi, çevreye yabancılaşma hissi gibi belirtilerdir. Tüm bu belirtiler insanda korktuğu şeyin olmakta olduğuna, örneğin kalp krizi geçirdiğine, ya da nefessiz kalıp boğulacağına ya da çıldıracağına olan inancının artmasına sebep olur. Bu durumda kaygı daha da şiddetlenir, kaygının şiddetlenmesiyle birlikte belirtiler daha da artar. Sonuç panik ataktır. Belirtiler saniyeler dakikalar sürebilir, genellikle 10 dakika gibi bir süre yoğun olarak yaşanır, sonrasında yavaş yavaş azalır.

Panik atak tek başına psikiyatrik bir tanı değildir. Örneğin fobisi olan bir kişi fobi nesnesiyle karşılaştığında panik belirtileri gösterebilir. Post travmatik stres bozukluğu olan bir kişi travma anını hatırlatacak bir durumla karşılaştığında panik atak yaşayabilir vb. Panik bozuklukta ise yineleyici ani panik ataklar söz konusudur. Kişi başka atakların da olacağına ilişkin sürekli bir kaygı yaşar.

Panik ataklar ve panik bozukluğun tedavisinde bilişsel davranışçı terapi çok etkili bir yöntemdir. O kadar ki son bilimsel çalışmalar etkinliğinin %85 hatta %100 e yakın olduğunu göstermektedir